Sosyal medya

Genel

Kymco X-Town 250i nasıl?

Yayımlanma

/

Kymco X-Town 250i’yi, geçtiğimiz günlerde teste almıştık. Teste ek olarak; Nuri Uyanıkoğlu’nun kendine has anlatımıyla hazırladığı vlogu da sizler için yayınlama fırsatı bulduk. X-Town’un, kullanıcılara neler sunduğunu ve fiyat dengesiyle pazarda hangi konumda bulunduğunu, Nuri Uyanıkoğlu’nun anlatımıyla dinleyebilirsiniz. İyi seyirler.

Devamını oku
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Audi RS Q e-tron tesetleri başladı

Yayımlanma

/

İlk konsept fikrinden bir yıl gibi kısa bir süre sonra, markanın tarihindeki en önemli projelerinden biri olan yeni Audi RS Q e-tron, Audi Sport tarafından test edilmeye başlandı.

 

Audi, dünyanın en zorlu rallisinde geleneksel motorlara sahip rakiplerine karşı, verimli bir enerji dönüştürücü ve elektrikli aktarma organı kullanan ilk otomobil üreticisi olmayı hedefliyor. Daha önce Dünya Ralli Şampiyonası’nda quattro’yu kullanarak ezberleri bozan Audi, aynı şekilde, Le Mans 24 Saat yarışını elektrikli bir otomobille kazanan ilk marka olmuştu.

Audi, ilk konsept fikrinden bir yıl gibi kısa bir süre sonra üretilen RS Q e-tron modeliyle Dakar Rallisi’nde yeni bir başarıya imza atmayı hedefliyor.

İki hafta boyunca devam edecek ve günde ortalama 800 km’lik etapların geçildiği Dakar Rallisi’ne hazırlanan

Audi Sport ekibi, bu mesafenin katedilebilmesi için yeni yöntemler oluşturuyor.

Dakar Rallisi’nde çölde şarj imkanı olmadığı için Audi yenilikçi bir şarj konsepti seçti: Audi RS Q e-tron’a, daha önce DTM’de kullandığı yüksek verimli TFSI motoru yerleştirdi. Araçta, sürüş sırasında yüksek voltajlı bataryayı şarj eden bir enerji dönüştürücü yer alıyor. Böylece, içten yanmalı motor, özellikle verimli aralıkta yani 4.500 ile 6.000 dev/dak arasında çalıştırıldığında, kWh başına 200 gramın oldukça altında bir tüketim değerine ulaşabiliyor.

Aktarma organları elektrikli olan Audi RS Q e-tron’da, ön ve arka aksların her ikisi de, 2021 sezonunda yarışan Audi e-tron FE07 Formula E için Audi Sport tarafından geliştirilen bir motor-jeneratör ünitesi (MGU) ile donatılmış. Marka küçük değişikliklerle bu MGU’yu Dakar Rallisi’nde kullanmayı amaçlıyor.

Enerji dönüştürücünün bir parçası olan ve aynı tasarıma sahip üçüncü MGU, sürüş sırasında yaklaşık 370 kilogram ağırlığında ve yaklaşık 50 kWh kapasiteye sahip bataryayı şarj ediyor. Ayrıca, frenleme sırasında enerji geri kazanılıyor.

Devamını oku

Genel

Motosiklet tutkunlarının mutlaka izlemesi gereken filmler!

Yayımlanma

/

Eğer siz de bir kotosiklet tutkunuysanız mutlaka bu önerilerimize göz atın derim. Motosiklet tutkunlarının mutlaka izlemesi gereken filmler!

Motosiklet tutkunlarının mutlaka izlemesi gereken filmleri sizler için araştırdık. Eğer siz de bir kotosiklet tutkunuysanız bu film önerilerini kaçırmayın.

  • Easy Rider
    Roadside Prophets
    Wild Hogs
    Born to Ride
    The Motorcycle Diaries
    12 O’Clock Boys
    Stone
    I Bought a Vampire Motorcycle
    Running Cool
    Quadrophenia
    Akira
    Choppertown the Sinners
    Indian
    Closer to the Edge

Easy Rider
Filmde, uyuşturucu satışından kazandıkları parayı harcamak amacıyla motosikletleri ile Amerika Birleşik Devletleri’nde gezinen iki hippinin, Wyatt (Peter Fonda) ve Billy’nin (Dennis Hopper), öyküsü anlatılmaktadır. Bağımsız sinemanın en önemli örneklerinden birisi olarak kabul edilir.

Roadside Prophets
1992 yapımıdır. Abbe Wool tarafından yazılıp-yönetilmişdir, filmde punk grubu X, and Adam Horovitz (Beastie Boys) yer almaktayken, Timothy Leary, Arlo Guthrie, Dick Rude, ve David Carradine gibi isimler cameo görüntü yaparken, film aynı zamanda John Cusackın genelinin dışında bir karakteri (Caspar) canlandırması ile ilgi toplarken, aktör Don Cheadle ise filmde bir rolde yer almaktadır.

Wild Hogs
Bazen yaşamın monotonluklarından sıkılmakla aydınlanan zihinler, özgürleşmek ve hayatın tadına yeniden varabilmek için fırsatlar yakalarlar. Tam da böyle bir anda bir araya gelen dört arkadaş, motorsikletlerine atlayarak Amerika’nın ucra köşelerine doğru bir maceraya çıkarlar. Ancak bütünüyle özgür olacaklarını ümit ettikleri yaşamın aslında tatsız yanlarını keşfedeceklerdir. Onca yıl evli barklı düzenleri içinde rahat koltuklarda yaşamış insanların bir motorsiklet tepesinde yaşama süreleri pek de uzun olmayacaktır. Acemilikleri de bu duruma eklenince bize keyifli bir seyirlik kalıyor haliyle.

The Motorcycle Diaries
Film genç Ernesto “Che” Guevara ve arkadaşı Alberto Granado’nun 1950’li yıllarda Güney Amerika’yı dolaşmalarını konu alan biyografik film. … Bu film Arjantin, Fransa, Almanya, Peru, Şili ve Birleşik Devletler ortak yapımıdır.

Akira
Gelecekte geçen Akira, bir motosiklet çetesi liderinin hikayesini konu ediyor. Motosiklet çetesinin lideri, hükümet tarafından üzerinde tehlikeli deneyler yapılan arkadaşını kurtarmak için harekete geçer. Çete liderinin arkadaşı, yapılan deneyler sonucu büyük yıkıma neden olabilecek psikokinetik güçlere sahip olur.

 

Devamını oku

Genel

Her motosiklet tutkununun okuması gereken kitaplar! Motosikletle ilgili okunabilecek kitaplar!

Yayımlanma

/

Motosiklet tutkunlarının öncelikle güvenli sürüş konusunda kendilerini geliştirmek isteyecekleri kitap almaları tabiki sağlık açısından önemli. E biraz da keyif almak için okunuyorsa ne ala. Yayıncılı ksektöründe pek çok kitap motosiklet severler için biçilmiş kaftan adeta.

Reşat Arbaş’ın kaleme aldığı Motosiklet Teorisi başta olmak üzere pek çok kitaptan zevk alabilirsiniz sevgili motosiklet severler.

Motosikletle ilgili okunabilecek kitaplar!

  • Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı
    Asya Yolları Himalayalar ve Ötesi
    Motosikletsiz Asla
    Hayat Motorcuya Güzel
    4 Motor 6 Gezgin 12 Ülke Yollarda 24 Gün
    Kırmızı Motosiklet
    Kırmızı Motosiklet 2 ve daha bir çok kitap.


Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı

Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı roman, otobiyografi ve felsefi denemetürlerinin sınırlarını genişleten; bütün bir akılcılık geleneğini sorgulayan benzersiz bir “kült kitap”. Romanda bir adamın, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte yaptığı uzun bir motosiklet yolculuğu anlatılıyor. Yolcular, metalik-plastik yalnızlıkların hüküm sürdüğü, özdeki çirkinliklerin yapay bir “stil” cilasıyla kapatılmaya çalışıldığı, “stilize” nesneler, “stilize” insanlar ve ilişkilerle dolu bir hayatın yaşandığı Amerikan kentlerinden, sapa dağ yollarından, uçsuz bucaksız düzlüklerden geçiyor, bir dağa tırmanıyor ve en sonunda okyanusa varıyorlar.

Adam yolculuk boyunca bir de “iç yolculuk” yaşıyor, başka doruklarda geziniyor. Kendi “deli” geçmişine, aklın ötesine yol alıyor. “Akılcılık” dediği hayaletin peşinde, antik Yunanlardan modern bilim felsefesine kadar bütün Batı düşüncesini katediyor. Etrafındaki bütün çirkinliğin, sahteliğin sebebi olduğu söylenen teknolojiyi suçlamıyor. Sorun, teknoloji üreten insanlarla ürettikleri nesneler arasındaki ilişkidedir çünkü. Bunun temelinde de gerçekliği, özne ve nesne diye uzlaşmaz karşı kutuplar koyutlayarak kavramaya çalışan Akıl anlayışındaki “genetik bir bozukluk” yatar. Bu anlayış, Nitelik sorunuyla hesaplaşamaz. Bir sanatçının yapıtını oluşturduğu, bir tamircinin bir motosikleti özenle tamir ettiği saf Nitelik anlarında özne ve nesne özdeştir. Bir yanda insan, bir yanda dünya/nesne yoktur. Değer yoksa olgu da olamaz. “İyi”, gerçekliğin bir biçimi değildir, kendisidir. Pirsig’e göre dünyayı politik programlar oluşturarak düzeltemezsiniz; bunlar ancak temeldeki değerler sisteminin doğru olması durumunda işe yarar. “Dünyayı düzeltmenin yeri önce kendi yüreğimiz, kafamız, ellerimiz ve onlardan çıkan iştir.” Bu yüzden de insanoğlunun yazgısını düzeltmekten değil, motosikletin nasıl onarılacağından söz eden bir kitaptır bu. “Çünkü gerçek motosiklet, kendimiz denen motosiklettir.”

Kırmızı Motosiklet

Aile içi ilişkilerin ve çocukların düşleriyle umutlarının anlatıldığı bu romanda on yaşındaki Emirln yaşantısına değiniliyor. Emir zorlu bir sınava girer. Doğa âşığı ailesi, Bayramoğlundaki yaşantılarına kışın da devam etmek isteyince, arkadaşsız hafta sonlarına isyan edeceğini düşünerek Emire bir motosiklet alır. On yaşlarındaki bir çocuğun binebileceği ebatlardaki bu motosiklet Emirin en iyi dostlarından biri olmakla kalmaz, düşlerine de girer. Günler geçip giderken, sınavı kazandığı haberi ulaşır eve. Emir artık yatılı okula gidecektir. Böylece sadece eski arkadaşlarını değil, ailesini de ancak hafta sonlarında görebilecektir.

Asya Yolları Himalayalar ve Ötesi

Nasuh Mahruki İstanbul’dan motosikletle yola çıkıp Katmandu’ya gidişini; Tibet’te bir ay kaldıktan sonra dünyanın altıncı yüksek dağı Cho Oyu zirvesine gerçekleştirdiği tırmanışı ve Nepal, Sıkkım, Hindistan, Pakistan ve İran’ı aşarak ülkeye geri dönüşünü anlatıyor.

“Sabah Sonouli’deki otelimizde kahvaltı ettikten sonra tekrar Lumbini’ye gittik. İÖ 623 yılında Buddha’nın doğduğu bahçeyi, annesinin onu dünyaya getirmeden önce son kez yıkandığı gölü ve çevredeki tapınakları gezdik. Öğretisini, yıllar süren inziva hayatındaki meditasyonları sonucunda ortaya çıkaran Buddha’ya göre, kişi içinde yaşadığı evrende mutsuzdur. Acılar, bunalımlar, kaygılar içindedir. Bundan kurtulmak için kişinin arınması gerekir. Arınma, kişinin kendini aşması, duyulur varlıkların üstüne çıkması, gövdenin tutkularından, yaşamın acı, sıkıntı verici etkilerinden kurtulabilmesi demektir.”

Motosikletsiz Asla

İnsan tanık olduğu güzellikleri biriyle paylaşmak istiyordu. Hayatımızın, bireysel başarı ve sahiplenmeyle değil ama paylaşmakla anlamlandığını düşünüyordum. “Sevgi insanları birliğe, bencillikse yalnızlığa götürür,” demişti bir dostum, haklıydı. Nereye gittiğinin önemi yoktu, önemli olan kiminle gittiğindi! Bu güzel yolculuğu daha da unutulmaz kılmak için sevgilimle yapmayı dilerdim. Fotoğraflarımda, antik kentin orta yerine onu yerleştirmek, kimsenin ulaşamadığı çiçek bahçelerinde kulağına şiirler fısıldamak, dev şelalelerin dibinde yöresel yemeklerden tattırmak isterdim. Gittiğimiz yerlere avuç avuç gül tohumu serpmek, ulu ağaçların gövdesine adımızı kazımayı değil ama serin gölgesinde, yöresel bir aşk hikayesi okumayı tercih ederdim mehtabı seyrederken… Onu motoruma alsam, iki beden, tek ruh, Anadolu’yu baştan sona turlasak, maceranın ve keşfetmenin keyfini beraberce çıkarsak ne muhteşem olurdu! Maalesef yalnızdım. Yalnızlığı bilerek seçmiştim. Bir şeylerden kaçmak için mi, yoksa bir şeylere koşmak için mi tek başımaydım? Belki her ikisi de. Bu tavşan deliğinin sonunda beni bekleyen Barış’ı şimdiden çok merak ediyordum. Yaşadığım travmanın beni bir başkasına dönüştürdüğünün farkındaydım. Zamanın silgi kullanmadan resmettiği geleceğim yavaş yavaş belirmeye başlamıştı acılı yüreğimde. Biraz daha sabretmeliydim, az daha…

Hayat Motorcuya Güzel

Bu kitabı, motosikleti tanımadan ön yargılarıyla “şeytan icadı” diyerek olumsuzlaştıran kişileri kazanmak adına kaleme aldım. Birçok ailenin içinde mutlaka bir motosiklet sevdalısı var. Motosiklet anılarımda bunu sıklıkla gördüm.

Kimi aile baskısı yüzünden, kimi korkudan bu sevdayı kalplerinde sessizce yaşıyor. Eğer bir gün motosiklete kavuşmayı arzu ediyorsanız, bu kitabı, size manevi baskılarla engel olmaya çalışan değer verdiğiniz kişilere tavsiye edin ve okumalarını sağlayın. İnanıyorum ki; kısa sürede fikirlerini değiştirmeye başlayıp, motosiklet konusunda çok daha olumlu düşünecekler.

45 yaşımda motosiklet ehliyetimi alıp, 46 yaşımda ise güvenli sürüş eğitimlerimi tamamladıktan sonra hâlâ üzerinde olduğum ve keyifle gazladığım Kanuni Tiger 250 motosikletimi aldım. 10 yıldır birlikte dolaşıp duruyoruz. Övündüğüm tek tarafım; bu beraberliğimiz içinde tek bir ceza puanımın, trafik kuralı ihlalimin olmaması. Aksattığım bir tane bile fenni muayenem, vergi borcum olmadı.

Bana bu kitabı yazdıran, ilham kaynağım olan, yaşadığım sürece motosikletim üzerinde güvenle sırtımı dayadığım biricik eşim, hayat arkadaşım, can yoldaşım Artçı Kraliçeme, bütün motosiklet camiası önünde şükranlarımı ve minnettarlığımı sunuyorum.

 

 

Devamını oku