Sosyal medya

İnceleme

Honda CB250R Detaylı İnceleme

Yayımlanma

/

Honda CB 250R detaylı inceleme

Honda’nın CB 250R modelinin en dikkat çekici yanı, kendi hacminde en düşük ağırlığa sahip olması. Bu, çeşitli durumlarda kullanım kolaylığı olarak geri dönüyor. Bu motosiklet o kadar hafif ki; 125’lik modellerle neredeyse aynı ağırlığa sahip. Ağırlık olarak ise en büyük rakibi olarak görülen MT-25 ile kıyaslamadık; çünkü bildiğiniz üzere MT-25, çift silindirli bir motor bloğuna sahip. Hafif olmanın getirdiği avantaj ve tek silindirden gelen tatmin edici torkla beraber, şehir içinde, bir yerden sıyrılmaya ihtiyaç duyduğunuzda gaza anında tepki vererek ivmeleniyor. Alt devirlerden başlayarak gelen tork, CB 250R’ı en üst devirlere kadar atik bir motosiklet olarak tutmayı başarabiliyor. Kaçıncı viteste olduğunuz ve hangi devirde olduğunuz fark etmeden gazı açıyorsunuz ve CB 250R yürüyor. Motosikletin maksimum hızı ise 160-170 km / sa aralığında. Fakat 120 km sonrası hızlarda, yakıt tüketimi ciddi manada artarken; konfor da azımsanamayacak seviyede düşüyor.

Honda CB 250R’da gösterge yeterli bilgileri içeriyor; fakat, KTM Duke 390 ve CF Moto 250 NK kadar gösterişli ve şık bir göstergeye de sahip değil. Göstergenin üst tarafında ise ayarlanabilir bir devir ışığı mevcut. Yakıt sarfiyatı olarak da tek silindirin avantajı ile beraber 3 Lt / 100 km gibi değerleri yakalamak mümkün. Honda Türkiye tarafından, 1.000 km’de rodaj bakımından sonra, 4.000 km’de bir yağ değişimi ve 12.000 km’de bir genel bakım ön görülüyor. Uzun bakım aralıkları da bu motosikleti işletmeyi çok hesaplı hale getiriyor. Ayrıca 2 + 2 yıl olmak üzere 4 yıllık Honda garantisini de unutmayalım. Bu garanti, bu motosiklete uzun yıllar boyunca kafanız rahat bir şekilde binmenizi sağlıyor.

Frenler şahane. Nissin kaliperlerle desteklenen papatya diskler, motorun düşük ağırlığı ile de beraber çok tatmin edici bir duruş performansı sunuyor. ABS’nin müdahale toleransı ise güven verici. Aydınlatma tarafında da Honda iyi bir iş çıkarmış. Full LED aydınlatma sistemi, sürekli yanan sinyal lambaları ile desteklenmiş. Böylece trafikteki görünürlüğünüz ciddi biçimde arttırılmış. Motosikletin fabrika çıkışlı Dunlop GPR lastikleri ise tatmin edici kalitede.

Honda CB250R

Peki Honda CB250R modelinin dezavantajlı olduğu yönler neler?

Depo çok küçük (~10 lt.) ve menzili nispeten kısa kalıyor ve sanki sürekli soluğu benzincide alıyormuşsunuz gibi bir algı oluşturuyor.

Ayaklığı açtığınızda bulunduğunuz yerde hafif ters bir eğim varsa bile motosiklet sanki düşecekmiş gibi duruyor. Ayaklığın motoru biraz dik tuttuğunu söyleyebiliriz; ve bu çok da iyi bir şey değil.

Şehir içi kullanım amaçlanarak üretilmiş bir motosikletin şehir içi kullanımlar sonrası sıklıkla fan açması ise biraz garip olmuş.

CB250R için ciddi anlamda bir orijinal aksesuar sıkıntısı var.

Yıl olmuş 2020, artık bir motosiklete dörtlü flaşör koymak bu kadar zor olmamalı. Bir de kanayan yaramız; olmayan vites göstergesi…

Son olarak ise, 1.80 m ve üstündeki boylarda olan kullanıcılar için bu motosiklet, uzun sürüşlerde oturuş pozisyonundan kaynaklı olarak beklediğiniz konforu veremeyebilir.

Özetle biz, Honda CB250R’ı çok beğendik. Bütün olarak baktığınızda, amortisörü, aydınlatma sistemi, tasarımı, ABS’si vs. ile güzel bir paket olmuş. İşletme maliyetleri de uygun. Tek silindir 250 cc hacme sahip çıplak bir motosikletten beklenen her şeyi bu modelde Honda, bizlere sunabilmeyi başarmış. Honda CB 250R inceleme videomuza aşağıdan ulaşabilirsiniz. Beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın. Görüşmek üzere!

Devamını oku
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnceleme

KTM 890 Adventure İnceleme | O Paraya Değer Mi?

Yayımlanma

/

KTM 890 Adventure İnceleme thumbnail

Adventure İstanbul’da KTM 790 ADV’yi daha önce incelemiştik. Yeni 890 Adventure için de bloğun değiştiğini söyleyenler var fakat blok değişmedi; sadece yenilendi. LC8C bloğu burada da varlığını devam ettiriyor. Yani sıfırdan tasarlanmış yeni bir blok yok. Tabi bloktaki hacmin artırılmasıyla beraber tork ve beygir de artmış durumda. 105 Beygir ve 100 Nm tork bulunması ve bu kağıt üstündeki verilerin gaz kolunda size çok güzel şekilde yansıması gayet verimli oluyor. Ateşleme tarafında da Bajaj’dan hatırlayacağınız Twin-Spark benzeri çift bujili bir sistem kullanmışlar. Tabi KTM ve Bajaj akrabalığı ortada. Bu da bloğun yakıt tüketimini aşağı çekebilmesini sağlıyor.


İlginizi çekebilir: LPG’ye ne kadar zam geldi? LPG fiyatı ne kadar oldu?


KTM 890 Adventure, eğlenceli dakikalar yaşatabiliyor

Tüketim yönünden fabrika verisi 4.5 lt / 100 km olsa da; ben o değerlere inemedim. Şayet benim kullanım sürem boyunca tüketim ortalamam 5.0 – 5.5 lt dolaylarında oldu. PASC yani Power Assistant Slipper Clutch, kaydırmalı debriyaj yine burada.  Kaydırmalı debriyajla yetinmemişler bir de opsiyonel olarak Quickshifter alabiliyorsunuz. Quickshifter müthiş çalışıyor. Yani 890 alacaksanız mutlaka quickshifter açtırmanız şart. Şanzıman kutusu ise müthiş. Son zamanlarda kullandığım en güzel şanzımanların net bir şekilde KTM motosikletlerinde olduğunu söyleyebilirim. 

KTM 890 Adventure’ın bakım aralıklarıysa 15.000 km olarak belirlenmiş. Servise 15.000 kilometrede bir girdiğiniz zaman adeta servisin yolunu unutacaksınızdır. Şimdi diyeceksiniz ki 15.000 kilometre servise gitmezsem hava filtresi ne olacak. Bunu düşünen KTM hava filtresini çok kolay ulaşılabilir bir yere koymuş. Bu sayede normal kullanıcı bile motorun bir taraflarını sökmeden dilediği gibi çıkarıp değiştirebiliyor. Hava filtresine ulaşmak için tek yapmanız gerekense seleyi kaldırmak.

Elektronik gaz kolu üzerinden bir ride by wire sunulmuş yani gaz kolu telli değil. 196 kg kuru ağırlığa sahip olan 890 Adv, hafif tarafta kalıyor. Ek olarak 43 mm WP Apex süspansiyon ön tarafta mevcut. Arka amortisör ise çok kolay olarak ayarlanabiliyor. 85.5 cm sele yüksekliğinin biraz fazla olduğunu da söylemek mümkün. Selenin geniş olmasını da hesaba katarsak kısa boylular için yere basmak zorlaşabilir. Amortisör tarafında elini korkak alıştırmayan KTM, burada gidon amortisöründe bile WP markasını tercih etmiş. Öte yandan fren kaliperlerinin Brembo’dan alındığı söyleniyor fakat üzerlerine Brembo logosu yerine KTM logosu yerleştirilmiş. 320 mm Brembo marka çift fren diski motosikletin çok iyi durmasına katkı sağlıyor.

21 inç ön ve 18 inç arka jant setiyle bu kadar kıvraklık bu kadar iyi viraj performansı çok şaşırtıcı. Biraz da lastikler asfaltı daha güzel tutsa tadından yenmeyecek. Bir yandan da ben KTM 890 Adventure’a ne arazi motoru ne yol motoru diyemiyorum çünkü iki tarafta da kabiliyeti çok yüksek.

20 litre yakıt deposu var. Bu da, 350 km civarında bir menzili kullanıcıya mümkün kılıyor. Bu deponun şeklini de 790’da çok konuştuk zaten ve yine aynı durum geçerli. Yani düşme vesaire gibi bir durumda risk teşkil etmiyor.

Yakıtsız ağırlık yaklaşık 196 kg. Ben bu noktada 890 Adventure’ın da ağırlık konusunda çok başarılı iş çıkardığını söyleyebilirim. Motosiklette kullanılan aydınlatmalar da müthiş ve eleştiriye yer bırakmıyor. Aynalar da işini iyi yapıyor. 

Eksiler 

Şimdi bilimsel konuşalım. Testislerin vücut dışında olmasının bir sebebi var çünkü spermlerin vücut sıcaklığına çok fazla maruz kalması ölmelerine sebep oluyor. KTM 890 Adventure da bu Temmuz sıcağında o bloğun sıcaklığını testislerinizde çok fazla hissediyorsunuz.  Yazın hepimiz İstanbul’da 890 Adventure’a binsek İstanbul’un nüfus problemini çözebiliriz.

Öte yandan dünyanın en yakışıklı motosikleti olmadığı kesin. KTM’nin tasarımı genelde ya seviliyor ya sevilmiyor arası pek olmuyor. Tasarım çizgileri biraz alışılmışın dışında. Ha ama sen seviyor musun dersen evet ben seviyorum. 

KTM’nin bir diğer eleştirilecek noktası da lansman fiyatlarından sonra motosikletlerin fiyatlarını çok yükseltmesi. Örneğin 890 Adventure ilk geldiğinde 130.000 TL’ydi; bugünse 180.000 TL. Ve bu bedel 180.000’le sınırlı kalmıyor. Üstüne elektronik donanımları almaya kalkarsanız bir de onlara ciddi bir para vereceksiniz. 

Avon lastikler çok kötü. Hatta cihazda iyi çalışan ABS’ye rağmen asfalttan cıvk cıvk sesi geliyor. Aldıktan sonra mutlaka bu lastikleri değiştirmek isteyeceksiniz ve bir de lastik masrafı yapacaksınız.

MY Ride üzerinden navigasyonu açmak isteyenler de, Google Play’de onun uygulamasına para ödemek zorundalar.

Böyle böyle karşınıza birçok masraf çıkıyor ve KTM’de nedense abi ben şunu alayım gidip rahat rahat bineyim demeniz çok zor oluyor ve her şeye ekstra bir bedel ödemeniz gerekiyor. KTM resmen, motosiklet dünyasının Apple’ı. 

Fiyat ham haliyle rakiplerine kıyasla yüksek. E bir de bu detaylar da dahil olunca fiyat çok daha yüksek yerlere çıkıyor. 

Birçok elektronikse opsiyonel (Cruise control, rally modu, MSR, Quickshifter+). Yani ben tam zevkiyle binip 890’ın tadını sonuna kadar çıkaracağım derseniz günümüz fiyatlarında 200.000 TL’ye yakın bir bedel ödemeniz gerekiyor.

Uzun yolculuklarda da cam yetersiz kalıyor. 

Bu kadar eksi saydım ama günün sonunda full paket 890’a sahip olan adam tek bir motorla her şeyi yapabilir. Kullanımı çok zevkli, ister araziye gir, ister şehir içinde kullan (Temmuz sıcağı hariç 😀) ister bu camda biraz değişiklik yap uzun yola git. Bütün bunları yaparken de motorunuzdan bir o kadar da zevk alabilirsiniz ama tabi biraz daha fazla ödemeyi göze alabiliyorsanız.

Devamını oku

İnceleme

Endurocu Gözünden Tenere 700

Yayımlanma

/

Nuri Uyanıkoğlu uzun yıllardır enduro tutkunu ve deneyimli bir motosiklet kullanıcısı bunun yanı sıra sizden de güzel geri dönüşler alınca bizde bu motosiklet bu adamın işi dedik ve bu videoyu çektik. Tenere 700 safkan bir arazi makinası fakat doğru lastik seçimiyle biz asfaltta ki performansını da fazlasıyla beğendik. Bu motosikleti merak ediyorsanız bu videonun tamamını izleyerek artıları eksileri ve beklentinizi ne kadar karşılayacağı, kısacası kafanızda ki tüm soru işaretlerine cevap bulacaksınız. Keyifli Seyirler…

Devamını oku

İnceleme

Motosiklet Hırsızlığına Karşı Alınabilecek Önlemler | Zincir, Disk Kilidi, Teknotakip, Kasko

Yayımlanma

/

motosiklet hirsizligi teknotakip

Motosiklet hırsızlığına karşı alınabilecek önlemler konusunda her kafadan farklı bir ses çıkıyor. Durum böyle olunca da; çoğu kişinin kafası karışmaya başlıyor. Peki motosiklet hırsızlığına karşı hangi önlemi veya önlemleri almalısınız?


İlginizi çekebilir: Yuasa’nın Türkçe İçerikli İnternet Sitesi Yayına Başladı


Hırsızlığa karşı alınabilecek önlemlerden kısaca bahsedelim

Zincir:

Piyasada pek çok zincir markası mevcut. Abus, Maggi, Armour, Securage ve dahası… Bu markalardan hangilerini tercih etmelisiniz ve zincirinizi motosikletinize nasıl bağlamalısınız? Zinciri bağladığınız zaman, sağlam bir direk tercih etmeye ve zincirinizi yere temas ettirmemeye özen göstermeniz faydalı olacaktır.

Disk kilidi:

Alarmlı ve alarmsız olmak üzere pek çok çeşidi bulunan disk kilitlerinin de, kısa süreli parklarda hırsızlığa karşı pratik ve hızlı bir çözüm olduğu da bir gerçek. Fakat tahmin ettiğiniz gibi disk kilidi başlı başına yeterli bir önlem değil.

Teknotakip:

Bize kalırsa motosiklet hırsızlığı konusunda rahat etmenizi sağlayabilecek önlem metodu Teknotakip. Yazılım alt yapısıyla rakiplerinden sıyrılan Teknotakip, son halini alırken ciddi bir bilgi birikimi ve deneyimle yoğrulmuş. Elde ettiği know-how birikimini sadece motosikletle kısıtlamayan şirket, tekne ve otomobil gibi araçlara da takip desteği sağlıyor. Rus kökenli olan Teknotakip, hırsızlığa yönelik herhangi bir durumda motosiklet sahibine bildirim atarak; gerekli aksiyonu alabilmenizi sağlıyor. Bir de, zincir ve disk kilidi gibi önlemler aşıldıktan sonra motorunuzu geri getirebilmeniz mümkün değilken; Teknotakip sayesinde motorunuzun yerini bulabilirsiniz ve güvenlik güçleriyle birlikte emniyetli bir şekilde motorunuzu teslim alabilirsiniz.

Kasko:

Kasko, her ne kadar en pahalı seçenek olsa da; kendinizi güvence altına almanızı sağlayan başlıca unsurlardan biri. Fakat kasko yaptırdıktan sonra; herhangi bir şekilde sigorta şirketinizden paranızı temin etmeye kalktığınızda zorlu ve uzun bir süreç sizi bekliyor. Bu da, fiyat dezavantajını da göz önüne aldığınız zaman kasko yaptırmayı tercih edenlerin sayısının azalmasına yol açıyor. Ayrıca, her yıl düzenli olarak yüksek ücretler ödeyecek olmanız da kaskonun bir diğer dezavantajı.

Sonuç olarak;

Bize kalırsa motosiklet kullanıcıları bu seçenekler arasında bütçe dahilinde optimum kombinasyonu yakalamalı. Kapalı otoparkların da yetersiz kaldığı durumlarda; zincire ek bir disk kilidi ve Teknotakip bulundurmanız, sonradan pişman olmamak için şart gibi gözüküyor.

Daha fazlası için, konuyla ilgili hazırladığımız videomuza göz atabilirsiniz:

 

Devamını oku