Sosyal medya

Haber

Pandemi sonrası otomotiv sektörünün yeni rotası

Yayımlanma

/

Pandemi ve otomativ sektoru-1

Diğer birçok sektör gibi koronavirüs pandemisinden olumsuz yönde etikelenen otomotiv sektörünü gelecekte nelerin beklediği merak konusu. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda otomotiv sektöründe teknolojik gelişmelerin yanı sıra şirket satın alımlarının, ortaklıkların ve birleşmelerin de artacağı görüşünde.


Bu da ilginizi çekebilir: MINI John Cooper Works yenilendi!


Pandemi tüm dünyada dengeleri değiştirirken, bazı sektörlerde de kalıcı etkiler bıraktı. Birçok sektörün bundan olumsuz etkilendiğini görüyoruz ancak bu durumdan olumlu yönde etkilenen, hatta beklenenden fazla büyüme kaydeden sektörler de oldu. Yaşanan salgın krizinden olumsuz etkilenen sektörlerin başında Turizm, ulaşım, restoran, eğlence sektörü, otomotiv, enerji ve gıda gibi sektörleri sayabiliriz. Fakat e-ticaret, online alışveriş, kurye hizmetleri, bilgi-iletişim teknolojileri, kişisel bakım, sağlık, gıda perakende zincirleri, tarım, tıbbi malzeme ve hizmetler ile ilgili sektörlerin krizden olumlu yönde etkilendiğini görüyoruz. Birçok sektörün ise 2019 yılındaki üretim ve satış kapasitelerine tekrar ulaşabilmesinin 3-4 yıl gibi uzun bir zaman alabileceği öngörülüyor.

Sektörler ve şirketler, krizi doğru bir şekilde yönetebilmek ve geleceğe yönelik daha doğru adımlar atabilmek adına yeni stratejiler geliştiriyor. Dünya genelinde çok büyük bir hacme sahip olan otomotiv sektörü de pandemiden farklı etkilenen sektörlerden biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de 2019’da yaşanan ekonomik krizden sonra, 2020’de pandeminin olumsuz etkilerine rağmen satışların arttığı görüldü. AB pazarında yaşanan düşüşe bağlı olarak ülkemizdeki komple araç ihracatı düşerken, iç pazar satışlarının artması nedeniyle üretimde aynı oranda büyük bir düşüş yaşanmadı.

Pandemi ve otomativ sektoru-2

Pandemi ile birlikte gelen çevresel kaygılar ve hızlanan teknolojik değişim AB pazarında önemli değişiklikleri de beraberinde getirdi. Elektrikli otomobil (EV) ve hibrit (hybrid) otomobil satışları artarken diğerlerinin satışlarında düşüş olduğu görülüyor. 2021’de ilk 3 aylık satışlarda, AB’de otomobil satışlarındaki artış Ocak ve Şubat 2020’ye göre %25 daha düşük olmasına rağmen, Mart’ta görülen ani sıçrama ile ancak %3,2’lere ulaştı. Ticari vasıta %21,6 (LCV dahil), Battery EV %59, hibrit araçlar ise %175 oranında artış gösterdi. Türkiye otomotiv pazarında ise; otomobil satışları %57 (ithal araç da dahil), ticari vasıta satışları %72,9 (LCV dahil) oranında seyretti. Üretim %3,5 artarken, ihracat ise %5,4 düşüş gösterdi.

Innoway Danışmanlık Kurucusu Süheyl Baybalı, otomotiv sektöründe yeni dönemde yaşanabilecek gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi:

“Otomotiv sektöründe yaşanmakta olan yıkıcı değişim CASE (Connected, Autonomous, Shared Mobility, Electrified – Bağlantılı, Otonom, Paylaşımlı, Elektrikli) otomotiv sektörünü derinden etkilemektedir. 2025’te AB ve ABD’de araç parkının tamamının, Çin’de ise %90’ından fazlasının ‘bağlantılı’ olması beklenirken, 2035’te ‘elektrikli araçların’ (xEV) araç parkı içinde AB’de %67’den, Çin de ise %54’ten daha fazla olması beklenmektedir. 2025 ve 2030’da devreye girecek AB emisyon normları xEV araştırma ve yatırımlarını doğal olarak hızlandırmıştır. Otonom araçların ise araç parkı içinde göreceli olarak daha düşük bir yüzdeye sahip olacağı anlaşılmaktadır. (AB ve Çin’de sırası ile yaklaşık %17 ve %16) kar havuzu dağılımı için yapılan çalışmalar 2030’lara geldiğimiz zaman mikro hareketlilik, bağlantılı araç hizmetleri, teknoloji tedarikçileri vb. ait payın %25’lere kadar yükseleceğini ve geleneksel hizmetlere (geleneksel tedarikçiler, yeni araç satışı, satış sonrası) ait payın ise %50’lere düşeceğini göstermektedir. CASE, tüm otomotiv ana ve tedarik sanayi şirketlerinin, son kullanıcıya yakın durarak ve kullanıcı deneyimlerini anlayarak başarılı olmaları için, yeni yetkinlikler geliştirmesine neden olmaktadır. Bu yetkinliklere sahip olmak, bağlantılı, elektrikli, araç sahipliği yerine paylaşımlı araç kullanmayı tercih eden son kullanıcıların iyi analiz edilmesi ve beklentilerine uygun tasarımların sunulması anlamına gelmektedir.”

Pandemi ve otomativ sektoru-3

Şirket satın alımları, ortaklıklar ve birleşmeler artacak

Pandemi krizinde firmaların teknolojik değişime uyum sağlayabilmesi gerektiğini belirten Dinamo Consulting Kurucusu Fatih Kuran, şirketlerin finansal devamlılığının ancak bu sayede sağlanabileceğine vurgu yaparak şunları söyledi:

“Otomotiv ve makine üretim sektörleri gibi bazı sektörlerde, pandemi krizinden bağımsız, büyük bir teknolojik değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Bu sürecin en az önümüzdeki on yıla damgasını vuracağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Değişimin büyük ya da küçük tüm oyuncuları etkisi altına alması kaçınılmazdır ve yeni duruma adapte olmak için işletmelerin büyük ölçekli yatırımlar yapma ihtiyacı söz konusu olacaktır. Yatırımların bir kısmı makine, ekipman, donanım şeklinde sabit yatırım ve kalan kısmının da teknoloji transferi ile araştırma geliştirme yatırımları başta olmak üzere entelektüel sermaye şeklinde olmasını beklemekteyiz. Bahsettiğimiz büyüklükte yatırımları özellikle küçük ve orta boy işletmelerin tek başlarına gerçekleştirmeleri ve yeni ekonomide rekabet güçlerini koruyabilmeleri çoğu işletme için mümkün olamayacaktır. Bu nedenle daha büyük hacimlere ulaşarak ölçek ekonomisinden faydalanıp maliyetleri düşürmek, Ar-Ge maliyetlerinden tasarruf etmek, teknoloji transferi sağlamak, satış ile dağıtım kanallarını daha verimli yönetebilmek ve yeni pazarlara açılmak amacı ile şirket satın alma ve birleşme işlemlerinde önümüzdeki yıllarda global düzeyde önemli bir artış gerçekleşmesini beklemekteyiz.”

Devamını oku
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber

Yazılı Karşılaştırma: Ducati Scrambler Icon vs. Honda CB500X

Yayımlanma

/

Yazan:

Honda CB500X

Bu yazımızda, Ducati ve Honda markalarının orta segment modellerinden denk sayılabilecek iki modeli kıyaslayacağız. Bunlar Ducati Scrambler Icon ve Honda CB500X olacak.

Scrambler serisi, klasik (cafe racer denilen) görünümleriyle ilgi çekmelerine ek olarak, Ducati’nin en erişilebilir (uygun fiyatlı) serilerinden biri olmasıyla da ön plana çıkıyor. Örnek vermek gerekirse Hindistan gibi bozuk yollara ve kötü ekonomik duruma sahip ülkelerde Ducati’nin en çok sattığı serisi Scrambler oluyor. Bu seride yeni tasarımlı 10 parçalı jantlar, Ducati Multimedia bağlantısı, vites pozisyon göstergesi ve diğer bazı güncel dokunuşlar da görülüyor.

Ducati Scrambler Icon Ön

Ducati Scrambler Icon‘un mekanik kısmına bakıldığında 803cc’lik L-Twin yapısındaki motorun yer aldığı görülüyor. Devir saatinin her bölgesinde sesini belli eden ve üst devirlerde biraz titreşim de veren bu motor için oldukça karakterli denilebilir. 72 beygir gücü ve 66 Nm tork değeriyle de macera severler için gereken teknik kapasiteyi sunmuş oluyor. Bu değerler bir diğer yandan, yeni başlayanları da korkutmayacak düzeyde.

1960’ların dual-sport ve motocross motosikletlerinden esinlenilmiş bir tasarıma sahip olan Ducati Scrambler, bu tasarımı sayesinde trafikte yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. Frenleri de gerçekten çok başarılı. Hafif debriyajı da bu motosikleti yine günlük kullanım için uygun kılan detaylardan oluyor. Tabii övemeyeceğimiz kısımları da söz konusu. Çünkü konfor anlamında çok iyi sayılmaz, yani sert bir yapısı var. Ayrıca dur-kalk trafiğinde motorda hararet eğilimi de söz konusu. 18 inç jantlara ve Pirelli MT60 lastiklere sahip olan Scrambler’ın tepkilerinin bazen beklendiği kadar iyi olmadığı da söylenebilir.

Ducati Scrambler Icon Arka

Naked motosikletler her zaman yaygın olarak kullanım alanı bulsalar da son dönemde Adventure (ADV) motosikletlere rağbet daha fazla gibi. Zira müşteriler, fazla para harcadıkları motosikletlerden çok şey bekliyorlar. ADV motosikletler de uzun yollu süspansiyonları ile konforlu bir sürüş sunabiliyorlar. Ayrıca günümüzün ADV motosikletleri teknolojik anlamda da gelişmiş oldukları için, sportif bir sürüş ve aynı zamanda kolay bir kullanım dahi sunabiliyorlar.

Honda CB500X Ön

Yeni Honda CB500X’e baktığımızda ise ülkemize gelmediğini biliyoruz. Bu modelin diğer ülkelerdeki fiyatına baktığımızda ise pek de uygun olmadığını yani yüksek sayılabileceğini söyleyebiliriz. Teknik özelliklerine bakıldığında ise 471cc paralel-twin motoru, 47 beygir gücü gibi şeyleri görüyoruz. Bu motorun sürüşte oldukça konforlu ve keyifli bir sürüş vaad ettiğini söyleyebiliriz. Bu motosikletin gaz tepkisi, Scrambler’daki kadar düzensiz değil. Fakat yine de fazla gaz verildiğinde ön tekerin kalkması işten bile değil. Yani Honda, CB500X’in dozunu iyi bir ayarda tutmuş diyebiliriz.

Honda CB500X Arka

Süspansiyon yolu CB500X’te önde 150 mm, arkada ise 135 mm olarak belirtiliyor. Süspansiyonun bozuk yollarda gayet iyi iş çıkardığını da söylemeliyiz. Yani hafif arazilere girmeyi düşünüyorsanız bu makine bunu rahatlıkla sağlayabilir. Bu makinenin oturma yüksekliğinin 830 mm, ağırlığının da 199 kg olduğunu da belirtmiş olalım. Bu motosiklete hakim olabilmeniz için güçlü veya iri yapılı olmanıza da gerek olmaması güzel özelliklerinden oluyor. Ayrıca bu motosikletin frenleri de aynı Ducati Scrambler’daki gibi son derece başarılı.

Karar Aşaması

Scrambler ve CB500X arasında karar vermek gerçekten çok zor olurdu. Daha belirgin karakteri sebebiyle Scrambler ağır basan seçenek olabilir. Fakat diğer yandan Honda CB500X de kendisinden beklenenleri çok iyi şekilde veriyor. Ayrıca uzun vadede yürütmesi daha ekonomik bir model olabilir.

Devamını oku

Haber

Motosiklette Neden Düşülür? Ön ve Arka Fren Ne Zaman Kullanılmalı?

Yayımlanma

/

Motosikletimizi neden düşüyoruz sorusunun cevabı genellikle yanlış fren kullanımıdır. Yavaş sürüşlerde ön freni kullanmak motorumuzun ağırlık merkezini bozar ve gidonun sola ve sağa kitlenmesine ve devamında düşmemize neden olur. Özellikle kendimizden büyük bir motosiklet tercih ettiysek. 30 km/s hızın altında arka fren kullanımı motosikletimizin ağırlık merkezini bozmadan güvenli bir duruş sağlayacaktır.

Devamını oku

Haber

Maxto M3 Kameralı İnterkom İncelemesi

Yayımlanma

/

Konu interkom olunca birçok insan acaba Çin’den interkom siparişi versek nasıl olur diye düşünüyordu. Biz de, takipçilerimizden Kaan Bey’in Çin’den satın aldığı Maxto M3 interkomu 1 haftalığına kendisinden ödünç alıp; düşüncelerimizi sizlere aktarmaya çalıştık. Maxto M3, kameralı bir interkom ve Nisan ayı itibariyle 1.000 TL bandında bir fiyatla satın alınabiliyor. Cihaz güzel olsa bile; sonradan yaşayabileceğiniz problemlerdeyse Çin’den aldığınız diğer ürünlerde olduğu gibi bir muhatap bulabilmeniz maalesef mümkün değil. Maxto M3, 1080p video kaydedebiliyor ve çektiği videoları, hafıza dolsa bile eski dosyaların üzerine yazmaya devam edebiliyor. Bu sayede hafıza doldu mu gibi kaygılar taşımanıza gerek kalmıyor. Cihazın müzik kalitesi de gayet yerinde. Fakat bizim kullandığımız cihazda mikrofonda problem yaşadığımızı da belirtmeden geçmeyelim.

Devamını oku