Sosyal medya

Haber

Honda, DCT teknolojisinin 10. yaşını kutluyor!

Yayımlanma

/

Honda_DCT_Teknolojisine_Sahip_Modeller_1

Honda, 10 yıl önce başladığı DCT yolculuğu ile, motosikletler için çift kavramalı şanzıman üreten tek şirket olarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Honda tarafından DCT olarak adlandırılan bu şanzıman modeli, birçok farklı motosiklette kullanılarak pek çok insana ulaşabilmeyi başardı. Honda’nın yıllardır global pazardaki satış adetlerinde de büyük payı olan DCT teknolojisi, 10. yaşını kutluyor.


İlginizi çekebilir: Honda CB250R Detaylı İnceleme


Honda, DCT şansımanlar ile motosiklet sektöründe kuralları değiştirdi

Honda, VFR 1200F Sport Tourer modelinden başlayarak; bugüne kadar birçok modelinde DCT teknolojisini kullandı. DCT şanzıman teknolojisine sahip bu modeller, dünya genelinde şimdiye kadar 140.000 adetten fazla satmayı başardı. Hatta günümüzde daha da gelişen DCT teknolojisi kullanıcıların güvenini o kadar kazandıki; Honda tarafından, 2019 yılında Avrupa’daki Africa Twin satışlarının yüzde 45’inin, NC750X satışlarının yüzde 52’sinin ve Gold Wing satışlarının ise yüzde 67’sinin DCT ile tercih edildiği açıklandı. Buarada, her Honda modelindeki DCT karakteristiğinin, o modele özel tasarlandığını da belirtmeden geçmeyelim. Örneğin Honda’nın Africa Twin ve X-ADV modellerinde arazi kullanımına yönelik bir “G switch” eklemesi ve GL1800 Gold Wing modelinde Yokuş Kalkış Desteği, Yürüme Modu ve Rölantide Stop gibi özellikler bulunması, bu ayarlamalardan bazıları.

DCT Infographic ENG

Honda’nın DCT teknolojisi nedir?

DCT, otomatikleştirilmiş, bir kavrama ve vites değiştirme dişli kutusundan oluşan gelişmiş bir otomatik şanzıman teknolojisi. Her biri ayrı dişli setlerine bağlanan iki adet bağımsız kavramaya sahip olan sistemde bir kavrama 1., 3. ve 5. viteslerle; diğer kavrama ise 2., 4. ve 6. viteslerle çalışıyor. Vites değişiklikleri ise, manuel veya otomatik olmak üzere iki farklı modda gerçekleştirilebiliyor. Sürücü, manuel modda sol gidondaki “vites değiştirme” elciklerini kullanılarak vitesleri manuel olarak değiştirebiliyor. Ya da dilerse vites kararını DCT modülüne bırakarak, sürüşe uygun doğru vitesleri sistemin kendi kendine seçebilmesi sağlanabiliyor. Her iki durumda da, debriyaj veya ayak tarafında bir vites kullanmanıza ise gerek yok.
Sadece akıcı bir sürüş sunmakla kalmayan DCT aynı zamanda sürücünün; yola, fren noktalarına, virajlara ve hızlanmaya daha fazla odaklanmasına katkı sağlıyor. Sistem, ayrıca sürücüye daha az sürüş yorgunluğu gibi avantajlar da sunuyor.
Devamını oku
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber

Otonom sürüşü abartan Tesla sürücüsüne ceza!

Yayımlanma

/

Yazan:

Tesla Autopilot

Her geçen gün gelişen teknoloji ile birlikte, otonom sistemleri artık hayatımızın daha fazla alanında görmeye başlıyoruz. ABD’li elektrikli otomobil üreticisi Tesla da araçlarında otonom sistemlere yer veren firmaların başında geliyor. Ancak otonom sisteme fazla güvenerek aracının kontrolünü tamamen bırakan bir sürücüye ABD’de ceza kesildi.


Bu da ilginizi çekebilir: Otomobil yangınlarına karşı dahiyane çözüm!


Yarı otonom ve tam otonom teknoloji ile donatılmış sistemleri robotlar, drone’lar, otomobiller gibi birçok alanda görüyoruz. Özellikle otomotiv sektörünün geleceğinde otonom sürüş teknolojilerinin önemli bir yer alması bekleniyor ve birçok üretici şimdiden otomobillerinde otonom sistemlere yer veriyor.

Uçaklardaki otomatik pilot teknolojisine benzer bir mantıkla çalışan otonom sürüş teknolojili otomobillerde bu otomatik sistem, aracın kontrolü ve hareketiyle ilgili birçok şeyi kontrol ediyor ve bu sayede sürücünün işini oldukça kolaylaştırıyor. Ancak yine de bu teknolojinin günümüzde tamamen güvenilir bir teknoloji olduğu söylenemez. Çünkü otonom sistemi besleyen radar ve kamera teknolojileri kimi zaman yetersiz kalabiliyor ve bu durum can ve mal kayıpları ile sonuçlanan kazalara yol açabiliyor.

Otonom sistemlerin henüz %100 güvenilir olmaması nedeniyle birçok üretici, araçlarında otonom sürüş teknolojileri sunarken beraberinde bir takım güvenlik önlemlerine ve bazı kurallara uyulmasını da şart koşuyor. Otonom sürüş teknolojileri konusunda önemli atılımlar yapan Tesla da, Autopilot adı verilen bir otonom sistem ile donatılmış elektrikli otomobiller sunuyor. Ancak Tesla, Autopilot sistemi aktif haldeyken bile sürücünün ellerinin direksiyon üzerinde hazır konumda olmasını istiyor. Çünkü otonom sürüş sırasında her an beklenmeyen bir tehlike-arıza durumu ortaya çıkabilir.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de, Tesla’nın bu uyarısına kulak asmayan sorumsuz bir sürücü otoyolda ilerlerken fark edildi. Sharma isimli 25 yaşındaki Tesla sürücüsü, California otoyolunda seyir halindeydi fakat sürücü koltuğunda olması gereken Sharma bunun yerine sürücü koltuğunu boş bırakarak arka koltuğa geçmişti. Tesla’sının Autopilot sistemini bir şekilde kandırarak sürücü koltuğunu boş bırakan ve arka koltuğa geçen Sharma’yı otoyoldaki diğer sürücüler fark etti ve hemen otoyol polisine haber verdi. Bir süre sonra Sharma’yı durduran polis ekipleri kendisini emniyete götürdü.

Üstelik Sharma’nın sosyal medyada paylaştığı fotoğraf ve videolara bakıldığında, bu tehlikeli hareketi daha önce de defalarca yaptığı anlaşıldı. Sharma, bu sorumsuz ve tehlikeli hareketleri nedeniyle “tehlikeli sürüş ve polis talimatlarına karşı gelme” suçlarından yargılanacak. Tesla sürücüsünün bu davranışından dolayı hapis cezası alabileceği de belirtiliyor.

Devamını oku

Haber

Otomobil yangınlarına karşı dahiyane çözüm!

Yayımlanma

/

Yazan:

Bridgehill Yangin Battaniyesi

Otomobil yangınları, can ve mal kayıplarına neden olması açısından oldukça tehlikeli bir durum. Üstelik otomobil yangınlarının yıllar geçtikçe azalacağı yerde artış gösterdiğine şahit oluyoruz. Neyse ki Bridgehill adlı bir Norveçli firma, otomobil yangınlarının çok daha kısa sürede söndürülmesini sağlayan yeni bir yöntem geliştirdi.


Bu da ilginizi çekebilir: Harley-Davidson’ın elektrikli motosikleti marka oldu!


Son yıllarda elektrikli otomobil sektörünün iyice gelişmesi ve bataryalı araçların giderek daha yaygın hale gelmesiyle birlikte otomobil yangını tehlikesi de artış göstermeye başladı. Bazı süper otomobillerin ve elektrikli otomobillerin yandığına dair haberleri sıklıkla duyuyoruz. Hatta elektrikli otomobil yangınlarının söndürülmesinin çok daha uzun ve zorlu bir süreç olduğuna, geçtiğimiz günlerde ABD’deki bir kaza sonrasında yanan bir Tesla ile tanık olmuştuk.

Norveçli bir firma olan Bridgehill, tam da bu sorunların üstesinden gelmek amacıyla dahiyane bir yöntem geliştirdi. Geliştirilen yangın örtüsü sistemi sayesinde yangının hava ile yani oksijen ile teması kesiliyor ve bu böylece yangın bir anda sönüyor.

6 metre x 8 metre boyutlarında ve 28 kg ağırlığında olan bu yangın örtüsünün hemen hemen tüm otomobiller için kullanılabileceği belirtiliyor. Ayrıca daha büyük yangın durumları için firmanın daha büyük boyutlarda yangın örtüleri geliştirdiği de ifade ediliyor.

Bridgehill tarafından geliştirilen bu yangın örtüsünün faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Otomobil yangınlarını diğer standart yöntemlere göre çok daha kısa sürede söndürebiliyor.
  • Yangın çok kısa sürede söndürülebildiği için oluşan hasar ve çevreye salınan zararlı gaz miktarı en aza iniyor.
  • Çok miktarda suyun boşa harcanmasını engelliyor.
Devamını oku

Haber

Harley-Davidson’ın elektrikli motosikleti marka oldu!

Yayımlanma

/

Yazan:

Harley Davidson-2

Motosiklet denildiğinde akıllara ilk gelen firmalardan biri olan Harley-Davidson, geçtiğimiz yıllarda satışa sunduğu elektrikli motosikleti LiveWire‘ın, elektrikli motosikletler üreten ayrı bir marka olarak faaliyetlerine devam edeceğini duyurdu.


Bu da ilginizi çekebilir: Yamaha’nın bu yeni ipucu videosu R7’yi mi işaret ediyor?


Motosiklet dünyasının efsane markalarından biri olan Harley-Davidson, son yıllarda elektrikli otomobillerin ve elektrikli motorların yaygınlaşmasına paralel olarak bu yönde önemli bir adım atmış ve 2019 yılında ilk elektrikli motosikleti LiveWire’ı satışa sunmuştu.

Harley-Davidson’ın elektrikli modeli LiveWire, 0-100 km/s hızlanmasını 3.5 saniyede tamamlayabiliyordu ve 180 km menzil değerine sahipti. Yenilikçi ve teknolojik özelliklerle donatılan bu motosiklette, akıllı telefon uygulaması üzerinden menzil değeri gibi birçok özellik kontrol edilebiliyordu. Fakat 30.000 $’lık fiyatı nedeniyle LiveWire’ın çok fazla kullanıcıya ulaşamadığını görüyoruz.

Harley Davidson-1

Şimdilerde ise Harley-Davidson’dan bu konuda yeni bir açıklama geldi ve LiveWire’ın artık elektrikli motosikletler üreten ayrı bir marka olacağı duyuruldu. LiveWire markasının ilk modelinin 8 Temmuz 2021 tarihinde tanıtılacağı belirtildi. 8 Temmuz’da ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’nde “International Motorcycle Show” adlı bir motosiklet fuarının düzenleneceğini de hatırlatalım.

LiveWire markası için ayrı showroom’lar açılacağı da ifade edilirken, bu showroom’lardan ilkinin Kaliforniya’da yer alacağı öğrenildi. Harley-Davidson, LiveWire markasıyla birlikte yenilikçi modeller sunarak elektrikli motosiklet sektörünü daha da geliştirecek gibi görünüyor.

Devamını oku